ÇocukLarı seviyordum, çogu kez gürültü patırtıLarına, agLamaLarına katLanabiLiyordum. Gercekten severdim onLarı, çünKü her kötü anımda onLar qiBi oLmayı tercih ettigimi farktmistim. Sıkıstıqım her anDa bi cocuK qiBi davranmaya yeLtenmistim. SakLnıp aqLamıstım meSeLa.. Alay edip oyun oynamıStım hüzünLerimLe.. Tek oLmaya aLıSamamıS, hep an anneme muhtacLıgımı hissetmiStim..Uzatmaya gereK yok.. seviyordum onLarı, kendime onLardan biSi buLduqum icin..
Haftanın bir günü hic derSimiz yoKtu. Yine o günLerden birinde dıSarı cıKmıstıK arkadaSLarLa.. KaLdıqımız yerin önünde baSka bi arKadasımmLa karsıLastıK. Hafta icinde bos oLduqu bi günde bi vaKıfta ders verdiqini söyLedi. Dikkatimi ceKmiSti. CünKü vaKıfta iLkokuL 2.sınıftan ortaoKuL 2. Sınıfa kadar bicoK yastan cocuK geLiyordu.. Diger ögrenciLerden farkLı oLaraK kurSa, dersaneye gidemeyen, özeL ders aLamayan cocuKLar bu vakfa geLereK ücret ödemeden gönüLLü abLa ve abiLerden ders aLabiLiyorLardı.. GönüLLüLer üniversite örgencisiydi geneLde. Haftanın bir ya da iki saatLerini istedikLeri etkinLikLere katıLarak cocukLara bir seyLer ögretmeye caLısırLardı.. AsLında benim de kafamda tam oLaraK böyLe biSey vardı, ama böyLe bi vaKfa katıLabiLmeyi düSünememiStim.. Hemen o gün dıSarda biraZ doLastıKtan sonra arkadasLarımdan ayrıLıp dogruca vaKfa gittim.. KatıLabiLecegim etKinLikLere baktım, haftanın bir günü derSim yoktu, haftasonLarı da boS sayıLırdım. Her ne kadar okuduqum böLüm agır oLsa da haftasonLarı gündüzLeri pek derSe meyiLLi deigiLdiK. SıKıSık, hep biSeyLeri yetiStirme caBası oLan ögrenciLerden.. Haftanın bir gününün sadece 1.5 saatini cocukLara, ögretim verereK gecirmemin hicbir sakıncası oLamazdı. Sonunda ortaokuL-2 sınıfına matematiK dersi vermeye karar verdim. GereKen formu doLdurup oradan ayrıLdım. Bina dıSına cıkana kadar hep etrafa bakındım. Bir sürü miniK cocuK oyun oynuyordu. hareketLi, tatlı bir müziK caLıyordu. CocukLarın kimisi tenis oynuyor, kimi haLay cekiyordu, kimiLeriyse satranc oynamaya caLısıyordu. Cok hosuma gitmsti, bi an daha fazLa heyecanLandım.
Vakıf dersLeri 8 haftaLıktı. 8 haftanın sonunda beLLi bi süre ara veriLip tekrar bi 8 haftaLık program basLatıLıyordu. O hafta basLadım dersLere. Cok hos bi meKandı, her yer renkLiydi. Ben karaLamayı coK severim, bunu basta annem oLmak üzere (evdeKi duvarLarı karaLamamdan doLayı) yaKın cevrem biLir. Vakıf duvarLarını cocuKLarın renkLi eserLeriyLe görünce daha da sevindim. GönüLLü kitabını ve yaka kartımı aLaraK matematiK dersLerine baSLadım. CocukLar hem cok sefiL hem de zeKi ve enerjiK görünüyorLardı. YüzLeri de cok hosuma gitmisti. Esmer, sarıSın, kumraL, uzun, kıSa, hatta turuncu oLanı biLe vardı. DersLer coK heyecanLı geciyordu. İlk hafta acıK yürekLiLikLe matematiKten nefret ettiqini korktugunu söyLeyenLer de, iLerleyen zamanLarda derSe iLgiLerini artttırıyorLardı. Hatta anLadıkLarını göstermek icin diqerLerinden daha coK boy göstermeye caLısıyorLardı. Bu da benim coK hoSuma gidiyordu. AraLarında yaramaz oLanLarı da vardı eLbet.. ama hepsi geneL anLamda uysaL cocukLarda. TeneffüsLerde birLikte satranc, dama, coK iyi biLmeme ragmen teniS oynadıK.. biKacının istegi üzerine dama da ögretmeye caLıstım. Hatta cok ciddi bi SekiLde bikacına da yeniLdim ve bundan da büyüK zevK aLdım. Duraga kadar kimisi caktırmadan kimisi yanıma geLereK benimLe birLikte yürüyorLar ve hep konusmaya caLısıyorLardı. Birinin baSını oksayınca diqerLeri kendi icinde darıLır gibi gözümün icine bakıyorlardı. Bu yüzden hepsiyLe tek tek iLgiLenmeye caLısıyordum. Gercekten onLarın bana, benim de onLara müthiS kanımızın ısındıgını hissedebiLiyordum. Bikac haftanın sonunda baksa etkinLikLer katıLan, farkLı yas gruBundaKi cocukLar da yanıma geLmeye basLamıstı. Ne yaLan söyLeyeyim kendimi iyice biSey sanmaya basLamıstım. Eeee ne demisLer? Kibir seytandandır. günLer böyLe gecerekn annem ve küCük kız kardeSim beni ziyarete geLdiLer. KızkardeSim de dersLerine girdigim cocukLarLa aynı yastaydı. O da orta-2 ye gidiyordu. UysaL, tombiS, tatLı, saygıLı bi cocuKtu. Uzun süredir görüsememistik, bu kez de vaKıftaKi dersLerin görüsmemize engeL oLmasını istemiyordum. Bu yüzden onu da haftasonu derse yanımda götürmeye karar verdim. O da aynen diqer ögrenciLer qiBi beni dinLedi. Kardesimin yasam kosuLLarı diqerLerinden bayagı bi farkLı ve iyi oLdugu icin dersLerde seviye oLarak diqerLerinden daha iyi durumdaydı. Bunu fark edince kardesim adına sevindim, ama diqer cocukLar icin üzüLmüstüm. Bundan sonra cocukLarLa daha cok iLgiLenip seviyeLerini daha hızLı yükseLtmeye caLısmaLıydım. O günden snra cocukLar icn degisiK kırtasiyeLerden farkLı kaynaklar arastırıp, testLeri fotokopi cektirmeye basLadım. OnLarı her derste hep daha cok motive edebiLmek icin cırpınıyordum. Kardesimin dersime katıLdıqı gün cıkısta yine ögrenciLer etrafımdaydı. CocukLar yine: “AbLa, abLa..” diye hitap ediyorLar, cevremde doLasıyorLardı. Kardesim bana: “ Sen benm abLam degiL misin? Bakıyorum da biz yokken bir sürü kardesin oLmus.” Diye caktırmadan sitem etti. GüLümsedim sadece… Daha snra sınıftan bi cocugun derste coK konustugunu , beni peK takmadıgını ima etti. Kötü diyemiyordu, ama kızgındı o cocuga.. NasıL oLurdu da abLasına saygısızLık ederdi. O da farkındaydı Ki sınıftakiLeri cok düsünüyordu abLası..
Evet.. Benim de dikkatimi cekmisti asLında. Cocugun adı “Hasan” dı. Diger cocukLara göre daha uzun boyLu, biraz daha iri bi cocuKtu. Yasına göre daha büyüK görünüyordu. Tabiri caizse bıyıkLarı yeni terLemisti. GeneLLikLe U sekLindeki sınıfın arka tarafLarında otururdu. Ben de dikkat ettim Ki ben: “Not tutun, yazın, anLamadıgınız yerLeri mutLaka sorun, birLikte cözeLim..” dedikce cocuK yanındaki kendi gibi iri bir cocukLa biseyLer konusuyordu. İste hikayenin asLı fısıLdasmaLarı engeLLemek icin onLarı uyarmaya caLıstıgım gün oLdu.
Bu ise son vermek, Hasan’ ın da beni diger cocukLar qiBi dinLeyip adam yerine koymasını istiyordum. Bi ara tahtaya yazdıqım soruyu yine defterLerine yazmaLarını istedim. Hasan’ ın gözünün icine bakıyor, ne zaman yazacak diye bekLiyordum. Yüzünde ergenLikten geLen siviLceLer oLan cocuk yüzüme bakmaktan cekiniyor, benim de ona dikkatLi bakmamı istemiyordu. BiLirsiniz cocukLarda böyLe garip utangacLıkLar tarih boyunca hep oLmustur. Sınıf icinde hapsırınca ya da hızLı öksürünce reziL oLacakLarını düsünürLer meseLa. SiviLce o yasta eLbetteKi dogaL bi durumdu, ama Hasan icin farKLıydı iste.. Yanına yavasca yakLaıstım, oturdugu yerin önünde bi müddet daha yazmasını bekLedim.. Baktım ki haLa yazmıyor: “Hadi Hasan tahtadaKiLeri yaz!” dedim. Hasan bir bana bir de tahtaya baktı. Sonra yanındakinin yüzüne baktı. Yanındaki cocuga döndüm: “ Senin adın ne?” dedim. “Mehmet” dedi. “Tamam Mehmet, sen de hemen buradan kaLk, yan tarafa gec.” Dedim. SürekLi biseyLer fısıLdasmaLarını engeLLemeye caLısıyordum. Mehmet sessizce yerinden kaLktı ve söyLedigim yere gecti. Hasan kızarmıstı ama eminim eLLeri buz qiBiydi. Tüm sınıf tahtayLa iLgiLenmeyi bırakıp bizi izLiyorLardı, sasırmısLardı. Çünkü bu gönüLLü abLaLarı onLara hep iyi davranmaya caLısmıs, kendisini sevdirmeyi basarmıs ve sesini güLerken biLe hic yükseLtmemisti…. Ama simdi? Hasan’ a nerdeyse bagırmak üzereydi. Bi süre dedigimi yapmadı hatta: “ Ben cevabı yazarım.” Dedi. “Hayır!” dedim.” Sen soruyu da cevabı da yazacaksın!” yüzüme bakmadan: “Cevabı yazmak daha iyidir.” Dedi. AnLasıLdı beni basından atmak istiyordu. Biraz daha sert bi diLLe: “Hadi Hasan! Yaz simdi bu soruLar önemLi, sınavınızda bunun gibiLeri cıkacak, ögrenmen gerekiyor. Yaz hemen! Bir bölü 3 artı yedi tam….” Diye soruyu tahtadan okumaya basLadım. Tüm sınıf haLa bize bakıyordu. Hasan kafasını kagıda gömerek yazmaya basLadı. Diger cocukLardan biri sorunun cevabını buLdugunu, bana göstermek istedigini söyLedi. Hasan’ a soruyu yazdırmayı bırakıp soruyu buLan cocuga dogru yöneLdim. Bi taraftan da Hasan’ a sesLendim: “Hadi yazmaya devam et, geLiyorum.” Ama ben arkamı diger cocuga döner dönmez yazmayı bıraktı, önündeki kagıdı rastgeLe yazarmıs gibi karaLamaya basLadı. Bi ara baktım ki yanındaki baska cocukLa bi seyLer konusuyor. Bu kez tamamen sinirLenmistim. HızLı ve daha kızgın yanına gittim. “Hasan!” dedim. “Konusma ve konusturma! Neden yazmıyorsun ya tahtayı görmüyor musun? Hadi!!” tahtayı görmüyor musun cümLesi kör müsün? Gibi söyLenmis sert bi cümLe oLmustu. Evet, sert bi diLLe sordum… “Tahtayı görmüyor musun?” Cocuk sadece: “ Hayır.” Dedi. Bi an durakLadım. “NasıL yani?” dedim. “Ben, ben uzaktan bakınca okuyamıyorum ki.. siz soruyu yaznca ben de Mehmet’ s soruyordum, o da bana okuyordu..” dedi. “Simdi de sorunun sonLarındaki rakamLarı secemedim de..” bundan sonra cümLe kurdu mu biLmiyorum, cünkü inanın tahtayı okuyamıyorum dediKten snrasını dinLeyemedim..
Cok utanmıstım. Hasan miyoptu, tahtayı göremedigini söyLemekten utanmıstı, beni dersLerde dinLiyor, üstelik not tutmak icin arkadasından yardım aLmaya caLısıyordu. ÖnyargıLı mıydım? Kötü bi abLa mıydım?.. Sanırım evet! Kücük kardesim de iLkokuL da tahtayı görememis, bunu ögretmenine söyLemekten cekinmisti. Bi süre okuLa gitmk istemedigini söyLemisti. Ben de hep onun dersLeri anLayamadıgı ve bu yüzden sıkıLdıgı icin okuLa gtmk istemedigini düsünmüstüm. Onu tembeLLikLe sucLamıstım. Kim biLir beLki de bu yöntemLe akLımca dersLeri sevdirecegimi sanmıstım. Sonradan göz probLemi oLdugunu annem farketmist. Zaten suan haLa gözLük kuLLanıyor ve aiLe icindeki en caLıskan bireyimiz. İste bi kac saniyeLigine bu anLarı hatırLadım ve gercekten ÜZÜLMÜSTÜM.. Hasan’ ı hemen en ön tarafa aLdım, omzuna dokundum ve gözLerim doLu doLu bi haLde: “ Neden söyLemedin be cocuK? Artık hep ön tarafta otur, bi rahatsızLıgın oLursa Lütfen söyLe.” Dedim. Diger ögrenciLere dönerek: “ Burda kimse size kızamaz, heLe sizin gibi caLıskan ögrenciLere kimse bisi dokunamaz…” dedim. digerLeri de rahatLamıstı. Ortamdaki gerginLik bi anda dagıLdı, cocukLarın hepsi güLüyordu, abLaLarı yine onLarı cok seviyordu… ama ben? Nerdeyse aglamak üzereydim, bogazımda bi dügüm vardı. Ön yargımın kurbanı oLmus, bi cocugun kaLbini kırmıstım. Son kaLan 10 dakikamızın tamamını onLara bakıp agLamamaya caLısaraK gecirdim. Hasan’ ın gönLünü aLmak istiyordum. “ Hasan be, bak benim babamın adı da Hasan, biLiyor muydun? HasanLar iyi ve caLıskan oLurLar.” Dedim. GüLüyordu. “Haftaya derse geLecek misin?” diye sordum. Haftaya sınıftaki diger cocukLarın bi cogu okuLLarında deneme sınavına girecekLermis, bu yüzden o da geLmemeyi düsünüyormus. “Hayır, oLmaz.” Dedim. “Sen mutLaka geLmeLisin. Sınıf icinde bi tane Hasan oLmazsa ben ders isLemem ki..” dedim. “Bak sen geLmezsen ben de ders yapmam, dersLere katıLın, zaten cok sey örgendiniz, yapabiLdiginizi görünce ben cok seviniyorum.” Dedim. GözLerinin ici parLadı, kocaman güLerek: “ Tamam hocam geLirim, verdiginiz testLeri de cözdüm zaten, haftaya size de göstericem, kontroL edersiniz.” Sonra neseLi ziLimiz yine caLdı, kaLem ve bos kagıtLaarı, yokLama kagıdını alıp beni bekLeyen cocukLarLa birLikte cıktım dısarı. “İyi günLer abLa.. İyi günLer hocam..” bu sesLerLe yine duraga kadar gittim, ama arabaya binmedim kaLdıgım yere yürüyerek gittim. Hic bi cocuk incinmesin, üzüLmesin, dövüLmesin… Bizim gibi önyargıLı, sabırsız ve kendini begenmis büyükLer de “ dogum günLerinde kendiLerine yeni bir ben aLarak” devam etsin yoLLarına..
Ertesi haftaLarda vakfın etkinLik programı tatiLe girdigi icin gitmedim. Hasan’ ı da bi daha göremedim. Bir daha ki programa da katıLacagım ve karsımdakiLerin sadece kendi cıKarLarı ugruna yasayan büyükLer oLmadıgını fark ederek önyargısız ve sabırLı davranacagım…
ZeZe
Hakkımı ver gideyim adaLet..